Pzt05212012

Last update10:38:49 AM

Back Buradasınız: Anasayfa Makaleler İdris Polat Sessizliğin Batırdığı Gemi

Makaleler

Sessizliğin Batırdığı Gemi

Kullanıcı Değerlemesi:  / 0
Kötüİyi 
Sessizliğin Batırdığı Gemi

Çevremizdekilerin bize davranışları noktasında rahatsız olduğumuz bir durum var ve bizde buna çözüm arıyor isek unutmayalım ki

her şeyden önce ahlak konusunu ele almak zorunda kalır ve ahlaki bir değişimin kaçınılmaz olduğunu dile getiririz.

Ahlaki değişimde her şeyden önce kesinlikle kişinin kendi gayreti daha sonrada toplumun hassasiyeti belirleyici olmaktadır. Dolayısıyla ahlakımızı güzelleştirelim dediğimiz anda önce kendimize bir çeki düzen vermemiz ve çevremizdeki olaylardan sorumlu olduğumuzu idrak etmemiz gerekir. Bir düşünüründe ifade ettiği gibi çözümün bir parçası olmayanlar sorunun bir parçasıdırlar.”

 

Yine bu minvalde bizlere örnek ve ibretle dolu olan medeniyetimize bir göz atalım isterseniz Akif’inde ifade ettiği gibi

“Geçmişten adam hisse kaparmış… Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
“Tarih”i tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

İbret alalım da tarih tekerrür etmesin. Kanunî Sultan Süleyman, devletini olabilecek en yüksek seviyelere çıkarır; ama “Günün birinde Osmanoğulları da inişe geçer, çökmeye yüz tutar mı?” diye de zaman zaman düşünür…

Birçok meselede olduğu gibi, bu endişe edilecek düşüncesini sütkardeşi meşhur âlim Yahya Efendi’ye açmaya karar verir. Keşfine, kerametine inandığı Yahya Efendi’ye el yazısıyla bir mektup gönderir: “Sen ilâhî sırlara vâkıfsın. Kerem eyle de, bizi aydınlat. Bir devlet hangi hâlde çöker? Osmanoğulları’nın akıbeti nasıl olur? Bir gün olur da izmihlâle uğrar mı?” diye özetler endişesini.

Devrin kudretli sultanı Muhteşem Süleyman’dan gelen bu mektubu okuyan Yahya Efendi’nin cevabı ise net ve kısadır: “Nemelâzım be Sultanım!”

 

Topkapı Sarayı’nda bu cevabı hayretle okuyan Sultan, bu söze bir mana veremez, endişesi daha da artar. Zira Yahya Efendi gibi bir zat, ciddi bir meseleye böylesine basit bir cevap vermezdi, vermemeliydi…

Söylenmeye başlar:
“Acaba bilmediğimiz bir mana mı vardır bu cevapta?”

Kalkar, Yahya Efendi’nin Beşiktaş’taki dergâhına gider.

Bu sefer sitem dolu bir şekilde “Ağabey ne olur mektubuma cevap ver. Bizi geçiştirme, soruyu ciddiye al!” diyerek, sorusunu tekrar sorar,

Yahya Efendi duraklar: “Sultanım, sizin sorunuzu ciddiye almamak kabil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz etmiştim.”

“İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “nemelâzım be sultanım!” demişsiniz. Sanki ‘beni böyle işlere karıştırma’ der gibi bir mana çıkarıyorum.”

Yahya Efendi bunun üzerine, ibret dolu şu sözleri tarih gergefine nakşeder:
“Sultanım!
Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlıklar ayyuka çıksa…
İşitenler de
nemelâzım, deyip uzaklaşsalar, sonra koyunları kurtlar değil de, çobanlar yese, bilenler bunu söylemeyip sussa, gizleseler, fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryadı göklere çıksa da, bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür.
Böyle durumlardan sonra devletin hazinesi boşalır, halkın itimat ve hürmeti sarsılır. Asayiş ve emniyete vesile olan, itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlâl de böylece mukadder hâle gelir…”

Söyleneni dinlerken ağlamaya başlayan koca Sultan, başını sallayarak da bunları tasdik eder. Söz bitince ikazlarının devamı için tembihte bulunur sütkardeşine. Sonra da memleketinde kendisini ikaz eden böyle bir âlim olduğu için Allah’a şükrederek oradan ayrılır…

Evet, kıymetli kardeşlerim ahlaki yozlaşmanın ve cahiliye dönemine dönmenin alameti budur “NEMELAZIMCILIK” O halde demek ki toplum olarak tepkimizi göstermek zorundayız yoksa kendi ipimizi boynumuza takmışız demektir ki aynı gerçeği efendimiz (sav) şöyle ifade etmektedir.

“Allah’ın yasaklarıyla ilgili sınırları aşmayanlarla bu sınırlan tecavüz edenlerin durumu şuna benzer:
Bir gemide yolculuk yaparlarken ayrılığa düşerler ve kur’a çekerler ve kur’a neticesinde iyiler geminin üst bölümüne, kötüler de alt bölümüne yerleşirler. Ancak altta yolculuk edenler, su almak gerektiğinde yukarıda yolculuk edenler arasından geçip onları rahatsız ediyorlardır.

Bunun üzerine-. “Biz, geminin kur’a sonucu bize düşen alt bölümünde bir delik açsak da, yukarıdakileri rahatsız etmesek,” dediler. Eğer üstte yolculuk edenler, onların bu İsteklerine rıza gösterip de gemide delik açmalarına müsaade ederlerse, hepsi birden boğulup helak olurlar. Fakat onlara mani olacak olurlarsa, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar.” (Buhari,47-Şehadat 30)

 

Şu halde yolculuk yapmakta olduğumuz bu dünya gemisinde nerde olursak olalım ve hangi sınıfta olursak olalım kurtuluşumuzun tek yolu kötülükleri engellemek ve yolculuk yaptığımız gemiyi deldirmemekten geçiyor.

Rabbim cümlemize gayret versin…

Makaleler

makaleler
Anadolu Çınarı Derneği Makaleler

 

Sorularınız

Soru ve cevaplarınız
Din ile ilgili sorularınız.

 

Tarihçemiz

tarihçemic
Anadolu Çınarı Derneği Tarihçemiz