Tarihçemiz - Biz Kimiz
- Detaylar
- Kategori: Tarihçemiz
- COM_CONTENT_PUBLISHED_DATE_ON
- Yazar: Super User
- Gösterim: 182
Her şey rabbimizin oku emriyle başladı. Cahiliye döneminin etrafı karartan cehalet karanlığından aydınlığa ulaşmanın tek yoluydu okumak. Ne olduğunu bilmeyen, nerden geldiğini bilmeyen insanoğlunun nerden geldiğini ve nereye gittiğini anlayacağı tek çareydi okumak, vahyin başı okumak olduğu gibi insanın beşikten mezara kadar yegâne gayesi olmalıydı okumak.
İşte tam bu noktadan hareketle başladı hizmet felsefemiz! Okumak ama neyi okumak? Öncelikle nerden geldiğimizi, nereye gideceğimizi, nasıl gitmemiz gerektiğini ve ne ile gitmemiz gerektiğini okumaktı asıl gayemiz.
Hayatımızı çepeçevre kuşatan kapitalizmin pençelerinden kurtulup en büyük yatırımın insana yapılacağını bize öğreten tek kurtuluş tek çıkış yoluydu okumak.
Okumalıydık, aklımızı aktif hale getirip teakkul mertebesine çıkabilmek için ve “bağ” manasına gelen aklımızın yaratıcısıyla irtibat kurabilmesi için, okumalıydık yüce yaratıcının bize gösterdiği mestur ve meknun ayetleri, okumalıydık bizlere apaçık indirilen yüce kitabını, okumalıydık önümüze bir mucize gibi serilen kâinat kitabını…
Anlamalıydık beden şehrimizin başkenti payitahtımız olan kalbimizi okuyarak düşman istilasından koruyabileceğimizi, anlamalıydık okuduğumuz kadar tefekkür ve tezekkür edebildiğimizi, anlamalıydık okuduğumuz kadar Allahtan sakındığımızı, anlamalıydık bilenlerle bilmeyenler hiçbir olur mu hitabını…
İnsan okumak için okuduğunu tefekkür etmek tefekkür ettiğini teakkul etmek ve teakkul ettiğini eyleme dönüştürmek için yaratılmıştı o halde insan olmanın sırlarını anlamaktı okumak…
İşte tüm bunlardan hareketle bilenlerle bilmeyenler bir olmaz, hakkıyla Allahtan haşyet içerisinde olanlar ancak âlimlerdir, karunun gözlerini kamaştıran süslü saltanatı karşısında aldanmayanlar ilim sahipleridir, yerin-göğün, gece-gündüzün yaratılışından ibretler alanlar ilim sahipleridir, kalemlerinin mürekkebi şehitlerin kanlarıyla tartılanlar ilim sahipleridir, bir başına bir âlem olanlar yine ilim sahipleridir.
O halde insan olarak ve kurum olarak en önemli vazifemiz olan ilim sahibi insanlar olmak ve yetiştirmek aşkıyla çıktık yola. Evlerimizi darul erkam ve kurumlarımızı mescidi nebevi yapmaktı en büyük arzumuz ve Her birimiz de bu mekteplerin birer ashabı suffesi olabilmekti derdimiz. Medine’yi fethedecek Musab bin Umeyrler, gönlünü vahyin nuruna açan Abdullah ibni Mesutlar, hadisleri birer birer ezberlemeyi kendine görev addeden Ebu Hureyreler, ayetlerdeki ince sırları derin düşüncelerle keşfeden Abdullah ibni Abbaslar olabilmekti sevdamız.
Okuyup, inanıp ve içselleştirdiği davası uğruna zulme boyun eğmeden dimdik ayakta durabilen “en büyük cihat zalimin karşısında hakkı söylemek” deyip, bedelini hayatıyla ödeyecek kadar yürekli Said bin Cübeyr olabilmekti davamız.
Onca zenginliğine rağmen ömrünü talebelerine ve ilme adayıp “âlimler ilme doymaz” fermanının en güzel temsilcisi olan, “peygamberler mal değil, ilim miras bırakırlar” hadisini kendisine şiar edinip kıyamete kadar istifade edilecek ilmi miras bırakan imamı azam Ebu Hanifelerin sevdasını asrımıza taşımaktı tek derdimiz.
Hocasına unutkanlığını şikâyet edip ilim sahibi olmak istediğini ilettiğinde hocası Vaki’’in “oğlum ilim Allahın nurudur Allah nurunu herkese vermez o nura talipsen günahlardan uzak dur” nasihatini kendine düstur edinip Allahın nuruna layık olmayı dert edinen imam Şafii’leri yaşatmak oldu hayallerimiz.
Darul hikme medreselerini kurup ilmiyle meşhur olan sonra şöhret hastalığından kurtulayım diye çöllerde derin tefekkür ve uzlet neticesinde “delaletten kurtuluş” eserini telif edip: “biz ilmi dünyalık ve şöhret için okumuştuk ama o Allahın rızasından başka bir şey kabul etmedi diyen” çağımızın imam Gazalilerini yetiştirmekti sevdamız.
Bu son devirde "mânevî cihad" hizmetini başlatan, birbiri peşi sıra telif ettiği eserlerde îman esaslarını terennüm eden. Terennüm ettiği eserlerle, imanı tehlikede olan halkın imanını kurtarmak için mücadele eden “ Tek derdi Davası olan” Üstad Said Nursi’nin mücadelesinin bilincinde olmaktır gayemiz.
İhlâs sahibi bir âlim, züht içinde yaşayan, ilayı kelimetullah için mücadele eden, İlâhi prensiplerden hiç taviz vermeyen sömürgeden kurtulunması için İslam ülkelerine çağrılarda bulunan, bir Türk olmasına rağmen Arapça eserler yazmasıyla İslam dünyasında tanınan M. Zâhid Kevserî’leri tekrar günümüze taşımaktır derdimiz.
Bu amaçla Anadolu Çınarı Derneği, 1400 yıllık İslami ilim geleneğini, belirleyen ve yönlendiren veçhesiyle ihya etmek, klasik kaynaklarımızdaki özgün bilginin insanlara ulaştırılmasına ve tekrar yaşayan bilgiler halini almasına katkı sağlamak, bu muhteşem ilmi günümüze taşınması ve günümüz dünyasının şartlarına uyarlanması konusunda duyulan acil ihtiyaç üzerine kurulmuş ilmi ve kültürel bir müessesedir.
Anadolu Çınarı Derneği, bütün bu amaçlar doğrultusunda; Arapça(Sarf, Nahiv, Mantık, Belağat) Fıkıh ilimleri, Tefsir ilimleri, Hadis ilimleri, Akaid, Kelam, İslam tarihi ve tasavvuf eğitimi vermektedir. Yıllarca İslami ilimler eğitimi alan, bu sürede onlarca kaynağı tanıyan ve yüzlerce meseleyi işleyen talebelerimizin okudukları kaynakları doğru ve çok yönlü kullanmaları ve öğrendiği meseleler üzerinden yeni bilgiler üretme konusunda başarılı olabilmeleri için “Araştırmacı” eğitimi de verilmektedir.
Anadolu Çınarı Derneği, Arapça ve İslami ilimleri, ilme susamış öğrencilere, esnaflara ve kendini yetiştirmek isteyen tüm ilim severlere öğretmeyi ve hizmet etmeyi kendine şiar edinmiştir.
ANADOLU ÇINARI DERNEĞİMİZ BÜNYESİNDE;
DERSLERLE İLGİLİ: Derneğimizde, İslam davasına gönül vermiş olan cemaatimizin manevi gelişimi için Tefsir, Fıkıh dersleriyle beraber, Çarşamba sohbetleri yapılmaktadır. İleriki dönemlerde imkânların el vermesiyle çeşitli konferans, seminer, panel ve benzeri eğitici, öğretici ve tanıtıcı toplantılar düzenlemek için hazırlıklarımızı yapmaktayız.
Bu tür etkinlikleri düzenleme amacımız, Halkımız arasında sevgi, saygı, kardeşlik, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlamak kültür ve birikimlerini artırma sorumluluğu ve birey bilincini oluşturmaktır.
DİNİ DERS: Yurdumuzda kalan öğrencilerimize, bütün ilimlerin kaynağı ve Müslüman şahsiyetin hidayet rehberi olan kuran-ı kerimi en güzel şekilde okuma, güzel ahlakın insanı meleklerin gıpta edeceği bir mertebeye çıkardığı gerçeğinden hareketle adab-ı muaşeret dersi, en büyük rehber olan efendimiz Hz. MUHAMMED (s.a.v) in hayatı anlatılan Siyer dersi ve insana dünya-ahiret dengesini kurmasında yardımcı olan Fıkıh dersi verilmektedir.
TEFSİR DERSİ: pazartesi günleri saat 19: 30 da dernek binamızda mümtaz hocalarımız tarafından tefsir dersi yapılmaktadır. Gayemiz iki cihanda selamete ve mutluluğa ulaşmak için Allahu Teala’nın kitabını yine onun muradına uygun bir şekilde anlamak, anlatmak ve yararlı hükümler çıkarmaya kudret kazanmaktır.
ÇARŞAMBA SOHBETİ: Çarşamba günleri saat 20: 15 da dernek binamızda ibadetlerin gerçek anlamını giderek kaydettiği ve her şeyin şekle bağlandığı günümüzde amellerimizin yeniden ihyası için mümtaz hocalarımız tarafından ayeti kerimeler ve hadisi şerifler ışığında sohbet yapılmaktadır. Bu davaya gönül veren siz kardeşlerimizi yaptığımız bu etkinliklerde görmekten mutluluk duyarız.
* Derneğimizde amacımıza yönelik olarak alanlarında tasarruf sahibi müderrislerimiz tarafından klasik Arapça eğitimi verilmektedir. Bu derslerimize kuran diline önem veren bütün kardeşlerimiz katılabilir.
AMACIMIZ:
1)Sadece beşeri ilimlere değil İslami ilimlere de önem veren ve hayatını ilim öğrenme endeksi üzerine kuran bir kuşak oluşturmaktır.
2) Ameli, itikadi ve ilmi alt yapıya sahip dünyayı ve çağı bilen bireyler yetiştirerek çağın sorunlarına cevap veren donanımlı insanlar yetiştirmektir.
3) 1400 yıllık köklü medeniyet sahibi olduğumuzun bilincinde olan ve bu bilinçle mücadele eden bir nesil oluşturmak…
4) Klasik hayatımızdaki özgün bilgilere sahip olan ve bu bilgileri ümmetin yeniden ihyası için kullanan bir nesil yetiştirmek…
5) Medeniyetimizde altın sayfalar oluşturan ilmi geleneğimizin, günümüze taşınmasını sağlayan bir nesil oluşturmak…












